Eski-II

Günlerimi düştüğü yerden kaldırmaya korkar oldum Dostum. Her dokunuşumda kum doluyor avuçlarıma. Sonra her kafadan binbir ses yükseliyor. Bu betondan şehrin manasızlığına düzdüğüm hicivlerin hiçbiri ayrılığın acısını azaltmıyor. Gökdelenlere, AVM’lere çirkef attığımla kalıyorum anlayacağın. Ama başka türlü de katlanılmıyor uzaklığın ıstırabına. Düşlerde görmekleRead More

Ahwal al-Nafs

Bıkkın cümleler dudaklarımdan dökülen, Anlamlı; fakat takatsiz. Ne yazık! Uzaktan çağrışım biraz, Yakından tam bir fiyasko yazdıklarım. Bilmez miyim? Oysa ki çok genç değil acılarım, ağladıklarım. Asırlar oldu yalnızlıklarım. Çare: Bir umut içimde, yorgun ve üşümüş. Bugün de gelmez mi dersin gemiler? AnneRead More

İçyolculuk

Tepsiyi alıp masaya geçmişim. Mişim çünkü hatırlamıyorum. Kendiliğinden, düşüncesiz, hissiz hareketler. Ahşap, alçak, acımasız tepsi. Tepsinin sol tarafına yüzbinlercekez yıkanmış, sırasıyla: bıçak, çatal, kaşık. Muhteşem üçlünün üst yanına, jelatini içinde ilaç. Turuncu-sarı, minik toplar mahfazası. Kimisi pek meraklı: Bu ne için? İyilik-sağlığımın üzerineRead More