Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yokRead More

Yazıtlar

(1) Soykırım Gözümün güle sırıttığı yerde Bir kafesin demirleri bulunurdu Demir yeniden icad edildi “Yollar bizim” bağırışlarıyla uyandık Buralarda Kelime sonuna D harfiyle başlanır D harfi söndürür ışıkları Bir hüznü var onun ağladığı yerde sırıttığı Sırtlanı koşuşturur Kafesin içinde ancak SırtlanRead More

İçyolculuk

Tepsiyi alıp masaya geçmişim. Mişim çünkü hatırlamıyorum. Kendiliğinden, düşüncesiz, hissiz hareketler. Ahşap, alçak, acımasız tepsi. Tepsinin sol tarafına yüzbinlercekez yıkanmış, sırasıyla: bıçak, çatal, kaşık. Muhteşem üçlünün üst yanına, jelatini içinde ilaç. Turuncu-sarı, minik toplar mahfazası. Kimisi pek meraklı: Bu ne için?Read More

Rüya

“Bu rüya uzun bir bekleyişin sonunda hayalini kurduğu galibiyete, zorluklarla mücadele ederek hak ettiği daha iyi bir hayata, uzun süren çabaların sonunda ulaştığı kazanca, sıkıntı sonrasında umduğu kazanca yorulmaktadır.” Balrengi gözleri. Fındık kahvesi. Eric’in “Bunun gibisini içmemişsinizdir.” dediği sıcak çikolata kahverengisi.Read More