Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

İçyolculuk

Tepsiyi alıp masaya geçmişim. Mişim çünkü hatırlamıyorum. Kendiliğinden, düşüncesiz, hissiz hareketler. Ahşap, alçak, acımasız tepsi. Tepsinin sol tarafına yüzbinlercekez yıkanmış, sırasıyla: bıçak, çatal, kaşık. Muhteşem üçlünün üst yanına, jelatini içinde ilaç. Turuncu-sarı, minik toplar mahfazası. Kimisi pek meraklı: Bu ne için? İyilik-sağlığımın üzerineRead More

Rüya

“Bu rüya uzun bir bekleyişin sonunda hayalini kurduğu galibiyete, zorluklarla mücadele ederek hak ettiği daha iyi bir hayata, uzun süren çabaların sonunda ulaştığı kazanca, sıkıntı sonrasında umduğu kazanca yorulmaktadır.” Balrengi gözleri. Fındık kahvesi. Eric’in “Bunun gibisini içmemişsinizdir.” dediği sıcak çikolata kahverengisi. Bir kırkikindidenRead More