Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

Kasım

Ağlamadan önce kulaklarımda gök gürültüsüne benzer bir uğultu duyarım bazen. Bu genellikle uçmak istediğim zaman olur. Kanatlarımın olduğunu, aya dek uçtuğumu düşünürüm. Ayın sıcaklığını hissettiğimde limitimi anlar ve yeryüzüne inerim. O zaman uçmanın bile bir sınırı olduğunu varsayarım ve gözyaşlarım diner. Benim aslaRead More

havadan sudan

Bazen okuyorum okuyorum anlamıyorum. Bir-iki-beş. Olmuyor. Vazgeçiyorum sonra. İçimdeki ukdelere bir kaş-göz, yer açın arkadaşınıza. Allah kurtarsın kardeş. Bu köşe senin. Var mı bir isteğin? “Ne güzel. Lütfen bana da anlatır mısınız uçaklar nasıl uçar?” Anlatırsın değil mi? İçimde sen’ler uçuşuyor, kusura bakma.Read More