Atilla’nın Defteri

Unutmak Unutulmaktan ağır Ben sana bağımlıydım Anlıyor musun Her sabah sendin uyandığım Seni taşıması mümkün İnsanların ceplerini karıştırmaktan öte gidemedim Bazen senin kokun sinmiş Odaları arşınladım Nefesimi tuttum ki Varlığım alışmasın Yokluğunun kokusuna Seni çok sevdim İkimizin de dilinde tarifi mümkün olmayan kelimelerle Henüz kurulmamış Belki de çoktan silinmiş cümlelerle sevdim Bizim oralarda bitenleriRead More

Hoşça Kal

Hoşça kal elimde tuttuğum kelebekler Hoşça kal dilimde tuttuğum cümleler Hoşça kal güzel mahallem Hoşça kal üst kattan bakkala inen kova Amma illa pencereye çarpan kova Hoşça kal sadece dondurma alıyoruz diye bize bozulan Ahmet, gizli tabirimizle Haydar ki kavgaya sopasıyla en önde gider Hoşça kal trafikte sıkışan itfaiye Hoşça kal yemek kokuları iştahımıRead More

farewell

  Rüzgâr hafif esiyordu. Deniz kenarına çay içmeye inerken etrafta çıt çıkmıyordu. Dalgalar ise kime kızdıklarını anlamadığım bir şekilde kıyıyı dövüyordu. Sürekli gittiğim Salih Abinin çay bahçesindeyim. Biraz kirli ama her tarafı ağaçlarla kaplı, geleni gideni belli bir yerdi. Ben her zamanki köşeme geçip oturmadan “bir oralet” diye ses yükseldi gençlerin oturduğu masadan. Gülümsedim.Read More