Kayıp

  Ne zor şey konuşmak insana dair… Sanmaktan değil, gerçekten konuşmaktan bahsediyorum. Bilmiyorum duygularımı belli edebilen biri miyim. Elbette bu da muhataplarına sorulmalı. Kim bilir kaç seni seviyorum, yeterince taşıyamaz diye duygularımı, kalbimde kaldı? Öldükten sonra dirilmeye iman etmişim. Kaybettiklerim için bende zeminRead More

Kısır Döngü

Bizi anne şefkatiyle kandıran, Hep o kör memeden emziren, Kökü insan kadar eski, Öyle acımasız, öyle halden anlayan, Amasız, amansız bir ‘intikam’ var. Oysa bizim yaralarımız aynı. Biraz üstünü eşelesen, Rengi, cismi farklı gözüken Her kuytu köşede benzer inilti. Allah’ı kalabalıklarda kaybetmiş, KalabalıklardanRead More

Ta-tak

Kocaman bir fincan, zift tadında bir kahve ile, sırtımı o en sevdiğim kafedeki rahat koltuklara dayamış bir halde iken, diyorum ki o son kurşunu atarken acele etmeyecektim. Son kertesindeydim istifranın,  hadi gayret. Yok hayır, hiçbir şey olmadı. Üzülmedim benim neden yok kanatlarım diye.Read More

Konuşurken Düşündüren

O biçim düşünürdü, sen konuşurken mesela. Senin cümlelerin hep ona çıkardı. Cümleni bitirmeni de beklemez, yarısından kendine bağlardı. Hazır sazı eline almışken, ben, onlar, bizler, elliler, yüzler hep onun için var gibiydik derdim içimden.     Öyle böyle düşünmezdi, senden, kelimelerinden, çıkarımlarından beslenirdi.Read More

Bastiani’ye Çağrı

Yıkıl üstüme Bastiani. Gevşedi etim, yumuşadı kemiklerim – al işte hepsi senin- çıtır çıtır ez cesedimi. Hayalet prangalardan, bu uyduruk kürek mahkumiyetinden kalbim kurudu, bırak, üzerime üzerime gelsin duvarların. Sal askerlerini üzerime. Teslim ol! Şakır şakır, pırıl pırıl kılıçlar. Doru, ipektüylü atlar. Ha gayretRead More

İçyolculuk

Tepsiyi alıp masaya geçmişim. Mişim çünkü hatırlamıyorum. Kendiliğinden, düşüncesiz, hissiz hareketler. Ahşap, alçak, acımasız tepsi. Tepsinin sol tarafına yüzbinlercekez yıkanmış, sırasıyla: bıçak, çatal, kaşık. Muhteşem üçlünün üst yanına, jelatini içinde ilaç. Turuncu-sarı, minik toplar mahfazası. Kimisi pek meraklı: Bu ne için? İyilik-sağlığımın üzerineRead More

Hastane Notları

“Fenalaşan hasta nerede?” Kimmiş fenalaşan yahu demeye kalmadan kırmızı deri kanverme koltuğuna başım tekrar düşüyor. Biraz dinlenin. Kusacağım hemşire hanım, tutmayın beni. –son nefesinde bile insanlara siz demekten vazgeçmeyecek olan bir hal bekçisi olarak ben- Tam sırası, içimde günden güne yumaklaşan bu derdiRead More

Sayıklamalar-II

Sesler biriktikçe huzursuzlanıyorum. Bulamaç bir muhayyile ile. Sadece bir yuşufçuk ötsün istiyorum. Yusuuuufçuuk. Yuusuuuufçuuuk. Mısır için, davullu defli eylem yapan Kuzey Afrikalılar, Trocadero’da çığlık atan, kucaklaşan, sevişen gençler. Ankara’yı aratmayan, gece dünyanın gürültüsünü toplayıp kapının önüne bırakan çöp kamyonu. Beyaz panjurlar kapalı. SokaktanRead More