Ben Bana Seni Sende Senden

Virgüllerinden gözyaşı, noktalarından derin bir sessizlik akan şiirler de yazabilirdim sana. Ama sen buna değmezsin. Biliyorum biraz ağır oldu bu. Oysa ne çok hoşuna giderdi değil mi? Her ünlemde bir pişmanlık, birbiri ardına boğazıma dizilen her cümlede bin kahır. Kafiyelerle ördüğümü görmek isterdin sanırım yalan aşkını: a-b-a-b, tam kafiye, mükemmel uyum. O kadar romantik buluyor musun beni gerçekten? İlişkide eşitlik olmazsa olmaz tabi. Aa, bir de redifler vardı elbette. Hay Allah, nasıl unuturum, sen süslenmeyi çok seversin.

Çok üzgünüm, deliler gibi pişmanım. Bunu duymak için can atıyorsundur, adım gibi eminim. Evet o konuda haklısın galiba, bazen adımı unutuyorum, bu doğru. O zaman başka bir şey bulmalıyım –e gibi emin olacak, değil mi? Uff, artık hiçbir şeyden emin değilim galiba. Bir insanın elinden veya dilinden mesela. Ne korkunç bir şey bu. “Dil” derken burada söz sanatı yaptım, fark ettin mi? Dersime çalıştım sen yokken. Fakat dur, dağıtma hemen konuyu. Yalnızlığımdan eminin sanırım. “Artık seni hiç sevmiyorum, yalnızlığım gibi eminim.” Nasıl oldu dersin bu? Alışmak biraz zaman alacak gibi. Neyse, alışmak çok sıkıcı zaten. Emin olmadığımdan eminim ya, o bana yeter şimdilik.

Aslına bakarsan üzgün falan değilim. Pişman olmadım yaptıklarından. Sahi, senin yaptığın onca şey için niye ben üzüleyim ki, ve bir de pişman olayım. Hep bu Almancanın etkisi, bir türlü kurtulamadım şu hastalıktan. Hayır, sözün gelişi söylemiştim onları zaten. Artık sana şiir yazmayacağım. Ama bu doğru ve yalnızlığım kadar kesin. Soruya bakar mısınız, niye olacak: hak ettiğini düşünmüyorum da ondan. Belki sana masallar uydurmalıyım, biraz büyü diye. Çocuk kaldı bir yanın. “Çocukluk masumluktur” mavalını okuma bana. Zira bir zamanlar ben de çocuk oldum hatırla. Hem de epey uzun bir zaman. “İhaneti sende gördüm, nefreti sende.” Ben demedim bunu. Radyo açık kalmış, ne tevafuk. Bir daha asla şiir yazmayacağım sana.

 

 

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.