Uğursuzlar Sokağı (1)

Saat ondörtyirmibir. Dışarı hiç çıkmayan adam, başka işi yokmuşgibi bu sıcakta,  yine balkonda dikiliyor (balkona çıkınca teknik olarak dışarı çıkmış sayılsa da dışarıdan kastım bildiğiniz sokak  -ki zira balkon büyük bir mühendislik başarısı olarak binadan ikibuçuk metre dışarı sarkmıştı, adeta referanduma gidip bağımsızlığını ilan etmek istiyordu). İşin tuhafı da bu ya zaten. Herif sadece dikiliyor bu güneşin altında; ne sigara içiyor, ne yerlere tükürüyor, ne çamaşır asıyor, ne çiçekleri suluyor (gerçek anlamda çiçekleri sulamaktan bahsediyorum, aklınıza başka başka şeyler gelmesin sakın) ya da ne de başka fanteziler peşinde. Eskiden olsa, başaşağı indirirlerdi herifi o balkondan da; devir değişti işte. Çok nezih bir mahalleydi burası çok. Bırakınız böyle don-atlet balkona çıkmayı, kadınlar hayadan kocalarının donlarını –kendilerinin ki hayatta balkona çıkarmazlardı- aman görünmesin diye pantolonların ve gömleklerin arkasına asarlardı. Ne olduğunu, nereden geldiğini bilmediğimiz insanlar bir anda türeyiverdi etrafımızda, virüs gibi yayıldılar her tarafa.

Yine de kontrolü elden bırakmamak gerekiyor tabi. Geçenlerde Semih abilerin alt kata taşınan adamı soruşturdum, serbest muhasebeci ve yeminli mali müşavirmiş. Vayy anasını, ne havalı meslek!  Eli ayağı da düzgün biri, ama hala bekar. Ee… haliyle insan da kuşkulanmıyor değil tabi, adam sen de otuzbeşyaşına gelmişsin niye evlenmiyorsun diye sormazlar mı? Sorarlar elbet, ben de öyle yaptım zaten. Karımız, kızımız var; itin uğursuzun biri olursa haddini bildirmek gerekir. Her gün beşbuçuk-altı gibi bizim köşedeki Remzi abinin markete uğrayıp bi’ ekmekle ıvır zıvır alıyormuş. Salı günü, markette hususi onu bekledim. Para vereceği esnada daldım muhabbete, mahalleye hoşgeldin beşgittin falan. Sonra gayet doğal ve profesyonel bir şekilde konuşmaya ara vermeden marketten beraberce çıkmanın bir yolunu buldum. Yenge hanım, çocuklar falan da afiyettedirler inşallah, demeye kalmadı ki, ben evli değilim, deyiverdi.  Ya öyle mi, bu yaşta biraz zor oluyordur, gibi cümlelerle olaydan haberim yokmuşgibi davranmaya çalıştım. Zor mor  hallediyoruz işte, deyip kestiriverdi. Bana da, hadi selametle demekten başka bir şey kalmadı tabi. Ama gözüm üstünde, el alemin karısına kızına bi’ yan gözle baktığını göreyim…

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.